İçeriğe geç

Kutsal metinler / Miha

Miha 7מיכה ז

20 ayet, tamamı Türkçe. İbranice bir kelimeye dokunarak gematria değerini görebilirsiniz.

1
אַ֣לְלַי לִ֗י כִּ֤י הָיִ֙יתִי֙ כְּאָסְפֵּי־קַ֔יִץ כְּעֹלְלֹ֖ת בָּצִ֑יר אֵין־אֶשְׁכּ֣וֹל לֶאֱכ֔וֹל בִּכּוּרָ֖ה אִוְּתָ֥ה נַפְשִֽׁי׃
Vay başıma! Çünkü yaz meyvesi toplandıktan sonraki, bağbozumundan sonra kalan salkımlar gibi oldum; yiyecek salkım yok, canımın özlediği turfanda incir yok.
2
אָבַ֤ד חָסִיד֙ מִן־הָאָ֔רֶץ וְיָשָׁ֥ר בָּאָדָ֖ם אָ֑יִן כֻּלָּם֙ לְדָמִ֣ים יֶאֱרֹ֔בוּ אִ֥ישׁ אֶת־אָחִ֖יהוּ יָצ֥וּדוּ חֵֽרֶם׃
Sadık kişi ülkeden yok oldu, insanlar arasında doğru kişi yok; hepsi kan dökmek için pusuya yatıyor, her biri kardeşini ağla avlıyor.
3
עַל־הָרַ֤ע כַּפַּ֙יִם֙ לְהֵיטִ֔יב הַשַּׂ֣ר שֹׁאֵ֔ל וְהַשֹּׁפֵ֖ט בַּשִּׁלּ֑וּם וְהַגָּד֗וֹל דֹּבֵ֨ר הַוַּ֥ת נַפְשׁ֛וֹ ה֖וּא וַֽיְעַבְּתֽוּהָ׃
Elleri kötülüğü iyi yapmaya yönelik: önder istiyor, yargıç karşılık bekliyor, büyük olan canının arzusunu söylüyor; hep birlikte onu örüyorlar.
4
טוֹבָ֣ם כְּחֵ֔דֶק יָשָׁ֖ר מִמְּסוּכָ֑ה י֤וֹם מְצַפֶּ֙יךָ֙ פְּקֻדָּתְךָ֣ בָ֔אָה עַתָּ֥ה תִהְיֶ֖ה מְבוּכָתָֽם׃
En iyileri diken gibidir, en doğruları çit dikenlerinden beterdir; gözcülerinin günü, cezalandırılma günün geldi; şimdi şaşkınlıkları olacak.
5
אַל־תַּאֲמִ֣ינֽוּ בְרֵ֔עַ אַֽל־תִּבְטְח֖וּ בְּאַלּ֑וּף מִשֹּׁכֶ֣בֶת חֵיקֶ֔ךָ שְׁמֹ֖ר פִּתְחֵי־פִֽיךָ׃
Dosta güvenmeyin, yakın arkadaşa bel bağlamayın; koynunda yatandan bile ağzının kapılarını koru.
6
כִּי־בֵן֙ מְנַבֵּ֣ל אָ֔ב בַּ֚ת קָמָ֣ה בְאִמָּ֔הּ כַּלָּ֖ה בַּחֲמֹתָ֑הּ אֹיְבֵ֥י אִ֖ישׁ אַנְשֵׁ֥י בֵיתֽוֹ׃
Çünkü oğul babayı hor görüyor, kız annesine, gelin kaynanasına karşı kalkıyor; insanın düşmanları kendi ev halkıdır.
7
וַֽאֲנִי֙ בַּיהֹוָ֣ה אֲצַפֶּ֔ה אוֹחִ֖ילָה לֵאלֹהֵ֣י יִשְׁעִ֑י יִשְׁמָעֵ֖נִי אֱלֹהָֽי׃
Bense Hashem'i gözleyeceğim, kurtuluşumun Elokim'ini bekleyeceğim; Elokim'im beni duyacak.
8
אַֽל־תִּשְׂמְחִ֤י אֹיַ֙בְתִּי֙ לִ֔י כִּ֥י נָפַ֖לְתִּי קָ֑מְתִּי כִּֽי־אֵשֵׁ֣ב בַּחֹ֔שֶׁךְ יְהֹוָ֖ה א֥וֹר לִֽי׃
Ey düşmanım, bana sevinme! Düştüysem kalkacağım; karanlıkta oturuyorsam Hashem benim ışığımdır.
9
זַ֤עַף יְהֹוָה֙ אֶשָּׂ֔א כִּ֥י חָטָ֖אתִי ל֑וֹ עַד֩ אֲשֶׁ֨ר יָרִ֤יב רִיבִי֙ וְעָשָׂ֣ה מִשְׁפָּטִ֔י יוֹצִיאֵ֣נִי לָא֔וֹר אֶרְאֶ֖ה בְּצִדְקָתֽוֹ׃
O'na karşı günah işlediğim için Hashem'in öfkesini yükleneceğim; ta ki davamı savunup hakkımı verinceye dek; beni ışığa çıkaracak, O'nun doğruluğunu göreceğim.
10
וְתֵרֶ֤א אֹיַ֙בְתִּי֙ וּתְכַסֶּ֣הָ בוּשָׁ֔ה הָאֹמְרָ֣ה אֵלַ֔י אַיּ֖וֹ יְהֹוָ֣ה אֱלֹהָ֑יִךְ עֵינַי֙ תִּרְאֶ֣ינָּה בָּ֔הּ עַתָּ֛ה תִּהְיֶ֥ה לְמִרְמָ֖ס כְּטִ֥יט חוּצֽוֹת׃
Düşmanım bunu görecek ve bana "Elokim'in Hashem nerede?" diyeni utanç örtecek; gözlerim onu görecek; şimdi sokak çamuru gibi çiğnenecek.
11
י֖וֹם לִבְנ֣וֹת גְּדֵרָ֑יִךְ י֥וֹם הַה֖וּא יִרְחַק־חֹֽק׃
Duvarlarının yeniden yapılacağı gün, o gün sınır uzaklaşacak.
12
י֥וֹם הוּא֙ וְעָדֶ֣יךָ יָב֔וֹא לְמִנִּ֥י אַשּׁ֖וּר וְעָרֵ֣י מָצ֑וֹר וּלְמִנִּ֤י מָצוֹר֙ וְעַד־נָהָ֔ר וְיָ֥ם מִיָּ֖ם וְהַ֥ר הָהָֽר׃
O gün Aşur'dan ve Mitsrayim kentlerinden, Mitsrayim'den Fırat'a dek, denizden denize, dağdan dağa sana gelecekler.
13
וְהָיְתָ֥ה הָאָ֛רֶץ לִשְׁמָמָ֖ה עַל־יֹשְׁבֶ֑יהָ מִפְּרִ֖י מַעַלְלֵיהֶֽם׃
Ülke orada oturanlar yüzünden, işlerinin meyvesi yüzünden ıssız olacak.
14
רְעֵ֧ה עַמְּךָ֣ בְשִׁבְטֶ֗ךָ צֹ֚אן נַחֲלָתֶ֔ךָ שֹׁכְנִ֣י לְבָדָ֔ד יַ֖עַר בְּת֣וֹךְ כַּרְמֶ֑ל יִרְע֥וּ בָשָׁ֛ן וְגִלְעָ֖ד כִּימֵ֥י עוֹלָֽם׃
Halkını değneğinle güt, mirasın olan sürüyü; Karmel'in ortasında, ormanda tek başına oturanlar eski günlerdeki gibi Başan'da ve Gilad'da otlasın.
15
כִּימֵ֥י צֵאתְךָ֖ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם אַרְאֶ֖נּוּ נִפְלָאֽוֹת׃
"Mitsrayim ülkesinden çıktığın günlerdeki gibi ona harikalar göstereceğim."
16
יִרְא֤וּ גוֹיִם֙ וְיֵבֹ֔שׁוּ מִכֹּ֖ל גְּבוּרָתָ֑ם יָשִׂ֤ימוּ יָד֙ עַל־פֶּ֔ה אָזְנֵיהֶ֖ם תֶּחֱרַֽשְׁנָה׃
Uluslar görüp bütün güçlerinden utanacaklar; ellerini ağızlarına koyacaklar, kulakları sağır olacak.
17
יְלַחֲכ֤וּ עָפָר֙ כַּנָּחָ֔שׁ כְּזֹחֲלֵ֣י אֶ֔רֶץ יִרְגְּז֖וּ מִמִּסְגְּרֹֽתֵיהֶ֑ם אֶל־יְהֹוָ֤ה אֱלֹהֵ֙ינוּ֙ יִפְחָ֔דוּ וְיִֽרְא֖וּ מִמֶּֽךָּ׃
Yılan gibi, yerde sürünenler gibi toz yalayacaklar; kalelerinden titreyerek çıkacaklar; Elokim'imiz Hashem'e korkuyla gelecek, Senden korkacaklar.
18
מִי־אֵ֣ל כָּמ֗וֹךָ נֹשֵׂ֤א עָוֺן֙ וְעֹבֵ֣ר עַל־פֶּ֔שַׁע לִשְׁאֵרִ֖ית נַחֲלָת֑וֹ לֹֽא־הֶחֱזִ֤יק לָעַד֙ אַפּ֔וֹ כִּֽי־חָפֵ֥ץ חֶ֖סֶד הֽוּא׃
Senin gibi bir Kel var mı? Suçu bağışlayan, mirasının geri kalanının isyanını geçen; öfkesini sonsuza dek tutmaz, çünkü sevgi dolu iyilikten hoşlanır.
19
יָשׁ֣וּב יְרַחֲמֵ֔נוּ יִכְבֹּ֖שׁ עֲוֺנֹתֵ֑ינוּ וְתַשְׁלִ֛יךְ בִּמְצֻל֥וֹת יָ֖ם כָּל־חַטֹּאותָֽם׃
Yine bize merhamet edecek, suçlarımızı bastıracak; bütün günahlarını denizin derinliklerine atacaksın.
20
תִּתֵּ֤ן אֱמֶת֙ לְיַֽעֲקֹ֔ב חֶ֖סֶד לְאַבְרָהָ֑ם אֲשֶׁר־נִשְׁבַּ֥עְתָּ לַאֲבֹתֵ֖ינוּ מִ֥ימֵי קֶֽדֶם׃
Eski günlerden beri atalarımıza ant içtiğin gibi Yaakov'a hakikati, Avraam'a sevgi dolu iyiliği göstereceksin.

‹ Önceki bölüm Sonraki bölüm ›